Arabeskin İz Bıraktığı Yıllar :

Açık bırakılmış yaraları besleyen müzikal bir çığlık olarak tanımlayabileceğimiz arabesk müziğin, altın çağını yaşadığı 1970’lerden, temsil kabiliyetinin zayıfladığı ikibinli yıllara değin uzanan, çok zorlu, hep yorgun ve daima şaşalı yolculuğunda birçok aşamadan/evreden geçerek olgunlaştığını söyleyebiliriz. Bu olgunluk hikâyesi -aynı zamanda- Türkiye’nin kimlik arayışlarının, modernleşme sancısının ve sosyolojik dönüşümlerinin de büyük hikâyesini barındırıyor içinde.

Arabeskin Usta Sesleri…..

Orhan Gencebay’ın bayrağını diktiği bu akıma, Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Hakkı Bulut, Bergen, Kibariye, Tüdanya gibi isimler de dâhil olacaktı çok geçmeden….devam

Yıllara Damga Vurmuş Arabesk Eserler..

Arabeskin altın çağı kim ne derse desin 80’lerdi… Bu dönem aynı zamanda toplum içinde sınıfların da keskin bir şekilde ayrıldığı bir dönemdi. Arabeskin isyanı adaletsizliğe, hep daha fazlasını isteyip garibi düşünmeyen insanaydı… Aşkta da, işte de, hayatta bir rol bulmakta da gülemeyenlerin teselli bulduğu, yalnız değiliz dedirten o eserler….devam

Unkapanı Plakçılar Çarşısı ve Arabesk Furyası....

Ancak 1980’lerin sonrasına doğru siyasi sistemin değişmesiyle birlikte toplum da değişmeye başlamış, toplum gündelik hayatın zorlukları karşısında dert yanmaktan ziyade bu zorlukları, dışlanmışlığı, yokluğu ve umutsuzluğu hatırlamak ve hatırlatmak yerine unutmayı tercih etmeye başlamıştır. Tam da bu dönemde Altın çağını Arabesk müzik ile yaşayan Plakçılar Çarşısı da bu değişime ayak uydurmuş ve bir çok sanatçı ilk albümlerini burada çıkarmıştır….Devam

…..