Günümüz Türkiye’sinde spor denilince “varsa futbol yoksa futbol”, aklımıza başka bir şey gelmiyor. Belki biraz da basketbol, Oda top ile oynandığından olsa gerek.... Bireysel sporlara dönüp bakan yok. Oysa futbol Edirne’yi geçen başarılara nadiren ulaşırken, esas başarıları önemsemediğimiz bireysel dallarda yaşıyoruz. Yıllardan bu yana inişli çıkışlı gidişatına rağmen güreşte Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonları çıkarıyor, madalyalar alıyoruz. 2000 yılı öncesi dönemleri incelediğimizde sportif konularda neler seyrettiğimizi (canlı veya tv kanalları ile) özetlersek:
Spor denince ilk akla gelen FUTBOL:
Futbol birçok ülkede siyasi bir araç olmanın dışında, en büyük reklam, propaganda haline gelmiş bir unsurdur. Hatta bazı ülkelerin yerel bölgelerinde neredeyse gündemi sadece futbol oluşturmaktadır. Devam..
Diğer Spor Dallarında Hatıralarımızda Kalanlar:
Bizim dönemimizden beri Futbol dışındaki bütün spor dalları istisnasız olarak “amatör spor” başlığı altında değerlendirilir. Basketbol ve boks Dünya genelinde amatörlükten uzaklaşmış olsada bizde bu geçiş çok yavaş olmuştur. İşte diğer spor dallarında aklımızda kalanlar. devam
Unutulmaz Milli Başarılar:
Assolistler,, Assolist denilen sanatçı tüm kadronun lokomotifi, başı ve başarı veya başarısızlığı sırtlanan kişiydi aslında. Genelde programlar 20-30 gün süreyle planlanır, gazinonun iş yapmasına göre program uzatılırdı. Çok başarılı geçen ve uzatmalarla 6 ayı bulan programlar da oluyordu. Genelde ilk 30 günden sonra ya da kötü giden bir programı kurtarmak adına assolist değişmeyecekse kadro yenilenirdi. Kadroların oluşmasında assolistin söz hakkı vardı. Kimlerdi assolistler: 1- duayenler

