Bugün “fast food” dediğimiz hızlı yemek kültürü, aslında hayatımıza çok daha önce girmişti. Sokaklarda, fırınlarda, büfelerde ve seyyar tezgâhlarda tanıştığımız lezzetler zamanla değişti, zenginleşti ve 1980’lerle birlikte dünyadan gelen yeni tatlarla bambaşka bir boyuta taşındı. Bu sayfada, sokak lezzetlerinden uluslararası zincirlere uzanan bu keyifli yolculuğu hatırlıyoruz.
Bir simitle başlayan
lezzet yolculuğumuz,
bugün dünyanın dört bir yanından
gelen tatlarla zenginleşti.
1950'lerden itibaren hızlanan kentleşmeyle birlikte şehirlerin nüfusu arttı, mahalleler genişledi ve günlük hayatın ritmi değişmeye başladı. Ev ile iş arasındaki mesafeler uzarken çarşılar, meydanlar, iskeleler ve ana caddeler daha hareketli hale geldi. Sokakta kolayca alınabilen, hızlı yenebilen ve hesaplı yiyecekler şehir yaşamının giderek daha görünür bir parçası oldu.
Kısaca...
✓ Büyüyen şehirler
✓ Artan nüfus
✓ Uzayan mesafeler
✓ Hareketlenen sokaklar
Çalışma hayatının yaygınlaşması ve günün daha büyük bölümünün ev dışında geçirilmesi yemek düzenini de değiştirdi. Öğle arasında, işe giderken ya da dönüş yolunda kısa sürede yenebilecek yiyeceklere ihtiyaç arttı. Lokantalar, büfeler, börekçiler ve sokak satıcıları çalışan şehir insanının günlük hayatında daha fazla yer almaya başladı.
Kısaca...
✓ Daha az zaman
✓ Öğle molaları
✓ İşe gidiş-geliş
✓ Pratik yemek ihtiyacı
Şehir yaşamının değişmesiyle birlikte yemek yalnızca evde kurulan sofranın parçası olmaktan çıktı. İşe ve okula yetişme telaşı, çarşıda geçirilen zaman ve şehir içindeki hareketlilik; lokanta, büfe ve sokak satıcılarını günlük hayatın içine taşıdı. Böylece ayaküstü yemek alışkanlığı giderek yaygınlaştı.
Kısaca...
✓ Lokanta ve büfeler
✓ Ayaküstü yemek
✓ Sokak satıcıları
✓ Dışarıda geçirilen zaman
Ulaşımın, iş hayatının ve şehir temposunun hızlanması yemek için ayrılan zamanı da kısalttı. Uzun sofraların yanında birkaç dakika içinde hazırlanıp yenebilen seçenekler önem kazandı. Döner, sandviç, börek, lahmacun ve benzeri yiyecekler bu yeni yaşam temposuna doğal olarak uyum sağladı.
Kısaca...
✓ Daha hızlı şehir hayatı
✓ Kısa yemek molaları
✓ Hızlı servis
✓ Kolay tüketim
1960'lardan 1980'lere uzanan dönemde gençlerin şehir yaşamındaki görünürlüğü arttı. Okul, sinema, spor, arkadaş buluşmaları ve gezmeler ev dışında geçirilen zamanı çoğalttı. Büfeler ve ayaküstü yemek noktaları gençlerin buluşma yerlerine dönüşürken yeni tatlar ve farklı yeme biçimleri daha kolay benimsendi.
Kısaca...
✓ Okul ve arkadaş çevresi
✓ Sinema ve eğlence
✓ Büfe buluşmaları
✓ Yeni tatlara merak
Simitten hamburger'e uzanan değişimi, sokaklardan büfelere ve zincir restoranlara uzanan bu kısa yolculukta izleyin.
Simit, boyoz, kokoreç, tükürük köftesi, ekmek üstü salça… Sokakta, ayaküstü, ucuz ama unutulmaz tatlar.
Döner, lahmacun, pide, dürüm… Fırınların ve ızgaraların kokusu, mahallemizin vazgeçilmezleriydi.
Çiğ köfte, midye, tavuklu pilav, kumpir… Meydanlarda, iskelelerde ve stadyum önlerinde efsane tatlar
Islak hamburger, Goralı, Yengen, Kumru, Amerikan salatası… Büfeler, İstanbul’un kültüründe kendine özgü bir dönem yarattı.
Hamburger kültürü ve uluslararası zincirler… 1980’lerle birlikte dünyanın yeni tatları Türkiye’de yeni bir dönemin kapısını açtı.