
Yazıyor, yazıyor…..
Gazetelerin elde satışının yapılarak okuyucuya ulaştırıldığı yıllarda “Yazıyor, yazıyor..” diye bağırarak otobüs terminali ve meydanlarda gazete satan bir kuşak vardı. “Gazete şunu yazıyor, bunu yazıyor, örneğin; ‘Demirel’in şapkasını uçurdular’, ‘Ecevit’in ayağını kaydırdılar’ diye bağırlardı kalabalık yerlerde. ‘Gazeteci, gazete ver’ diye uzaktan seslenenler olur, mesela vapurda adam köşede oturduğu yerden bağırıp ‘Gazeteci getir’ der gazeteci (kullanılan tabir ile gazteci de hemen sevinçle gazeteyi adama götürürdü.”

• Günlük gazeteler :
1980 öncesinde ülkede yaşanan aşırı politizyon basın alanına da yansımış, fikir gazetelerinin gerek sayı gerekse içerik bakımından çeşitliliği bu dönemde, özellikle 1970 ile 1980 arasında önemli ölçüde artış göstermiştir. Sağcılar Tercüman, solcular Cumhuriyet okurdu. Hatta üniversiteli olula giderken elinde taşıdığı gazete ile görüşünü açık ederdi. İŞte o günlerdeki gezetelerin hikayesi… devam

• Gazete ekleri :
1980 öncesi, fikir ve kitle gazeteciliğinde görülen gelişme eğilimi, 80 sonrasında yerini magazin ya da bulvar gazeteciliğine terk etmek durumunda kalmıştır. 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardından basın üzerinde yoğunlaşan baskılar dolayısıyla gazeteler siyasi haber yapmak yerine magazin haberciliğine yönelmiş ve böylece darbe sonrası gerek toplum gerekse basın, 1980 öncesindeki aşırı politizasyona bir tepki olarak apolitik konuma getirilmiştir.

. Gazeteciler :
Gazetecilerin ölümünde kimi zaman bizzat devletin kirli elleri devreye girmiş, kimi zaman iş birlikçi gerici çevreler harekete geçirilmiştir. Ama meramı sadece bu ülke halklarına gerçeği yansıtmak olan gazetecilerin sonu ise sadece katledilmek olmuştur. Amaç bellidir. Kutsal mesleğin üzerinde bir korku, baskı örtüsü sermek, yazarların zihnine sokacakları hayat korkusuyla onları sansüre itmek ve böylece gerçeğin halkla buluşmasını engellemektir.

Basında Promosyon Dönemi :
1980 sonrası bilinçli okur potansiyelini yitiren ve kitle gazeteciliğine yönelen basın kuruluşlarının, çıkardıkları gazetelerin yanı sıra radyosu, televizyonu, internet sitesi ile ticari girişimleri olan ve holdingler bünyesinde yer alan şirketler haline dönüştükleri görülür. Bu dönemde gazeteler, portföylerinde bulundurdukları –ki bu deyim dönemin moda olan söylemidir- tüketici kitleyi çeşitli promosyonlarla elde tutma çabaları içine giren ticari kuruluşlar halini almış ve bu da, içerik bakımından belirgin bir yozlaşmanın ortaya çıkışına ve bilinçli okur kitlesinin basından uzaklaşmasına neden olmuştur..

Akşam Baskısı nedir?
Eskiden gazetelerin “akşam baskısı” olurdu. Akşamları saat 19 civarında makinadan çıkıp uzak yerlere gönderilen gazetelerin adıydı. Ama bu gazetelerin bazıları İstanbul içinde de dolaşırdı. Vapur iskelelerinden başlayarak, Taksim, Beyoğlu gibi belirli yerlerindeki sokak bayilerince satışa çıkarılırdı. Gazetelerin üzerinde ise ertesi günün tarihi olurdu. İstanbul’daki birkaç bin kişi o sayede, gazetesini bir gün önceden okurdu.
Akşam baskısının okurları mı? Genelde geç saatler olduğu için o saatlerde, lokantada veya diğer eğlence yerlerinde bulunanlardı. Gazete satıcıları, oralara da girer çıkar, satışlarını yaparlardı. Bu yüzden, akşam baskılarının diğer adı “meyhane baskısı”ydı. Yeni dağıtım tekniklerinin gelişmesiyle bu uygulama yok oldu

Bayram Gazeteleri :
1946 yılından 1993 yılı Ramazan Bayramı’na kadar her dini bayramda yayımlanan bu gazeteler, tüm yıl çalışan gazetecilerin de herkes gibi bayram yapmasını sağlarken, onların işsiz meslektaşlarının yılda iki kez de olsa gelir elde etmesine yarardı. Önce Günaydın gazetesi bu yasayı delmek istedi. Bir bayramda Günaydın gazetesini çıkardı ama engellendi. Sabah gazetesinin bu yasanın serbest piyasa ekonomisine aykırı olacağını, insanların bayramlarda kendi gazetelerini okumak isteyeceğini söyleyerek bir kampanya ve 1993 yılında Anayasa Mahkemesi, dini bayramlarda ‘Bayram Gazetesi’ dışında gazete çıkarılmasını yasaklayan yasa hükümlerini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Böylece ‘Bayram Gazeteleri’ dönemi kapandı

Bâb-ı Âlî :
Bâb-ı Âlî, I. Abdülhamid zamanından itibaren Sadrazam Sarayı’na verilen isimdi. Bir anlamda Osmanlı Devleti’nin idare merkeziydi. Bu yeni Osmanlıca kelime Arapçadaki “kapı” anlamına gelen “bâb” ile Farsçada “yüce” anlamına gelen “âlî” ile birleşmesiyle oluştu. “Müzikal için Broadway, sinema için Hollywood, borsa için Wall Street ne demek ise Türkiye basını için de Babıali oydu bir zamanlar. Her ne kadar şimdilerde birçoğu Babıali’de bile kurulmayan yeni adıyla Türkiye “medyasının” mekansal yapıtaşlarını plazalar oluşturuyor.

Gazete Ekleri :
Gazete ekleri, genelde hafta sonu çıkarılır. Magazin ekleri, Kitap, dizi, otomobil, seyahat ekleri hafta sonu çıkarılan eklerden bazılarıdır. Bir diğer ekler ise ev hanımları için olan çıkarılan eklerdir. Gazetelerin beki de yarış içerisinde oldukları bir konu olarak ele alabiliriz. Gazetelerin satışlarını olumlu yönde etkileyen bu ekler Gazete okurları için önemli yeri vardır.
