Alışkanlıklar, Uygulamalar:

Bize şimdi çok gülünç ve ilkel gelen, ama o zamanlar hayatımızda ayrıcalıklı bir yer tutan bazı alışkanlıklar,kurallar veya başka bir deyimle kaide ve uygulamalar vardı.
Ekmek karneli yılları görmemiş olsak bile, o yılların acı veren hikâyelerini ezberlemiş, çocukken büyümek zorunda kalmış bizler o yıllarda çok sorgulamadan bu uygulamaları yaşayanlar olduk.

Resmi İşlemlerin Değişmez Üçlüsü  :

Issız adaya düşerseniz yanınıza alacağınız 3 şey nedir?’ diye sorulduğunda Türkler , ’nüfus cüzdanı sureti, 6 fotoğraf ve ikametgah senedi’ derdi. İlk okula kayıt ile başlayan bu istekler her yıl yeni evraklar eklenerek ve tekrar ederek istenirdi. okul hayatımızdan,iş girişlerine, evlilik işlemlerine, akerlik işlemlerinden dernek kayıtlarına sağlık hizmetlerinden her türlü aboneliklere varana kadar bu evraklar istenirdi.

“Lüks Mevkii” uygulamaları :

1920’lerin başından 1970’lere kadar görülmüştü. Şehir hatları vapurları, tünel, tramvaylar ve trenlerde birinci ve ikinci mevki vagonlar, lüks kamaralar vardı. Emektar Tünel’in iki vagonundan biri birinci, öteki ikinci mevkiydi. Vapurlara gelince; Boğaz, Kadıköy ve Adalar vapurlarının burun tarafındaki bölümler ikinci, arka taraftakiler birinci mevki idi. Yandaki resimde Fenerbahçe vapurundaki lüks mevkideki bar görülmektedir.

Bayanların Mizampli Seansları :

Mise en Plis biçiminde yazılan frenkçeden dilimize geçmiş Mizampli, saçın ihtiyaç duyulan kalınlıktaki bigudilerle sarılarak ve sonrasında kuaförlerde bulunan sıcak hava üfleyen bir makinanın içine kafaların sokularak uzunca bir sure beklenmesi sonucunda kıvır kıvır saç elde edilmesi işlemidir. Özellikle 70 li yıllarda anne ve ablalarımızın cumartesi günleri bu işleme feda edilirdi. Kurutma makinası ile tarih oldu.

Araba ile Piyasa Yapmak :

Akşamüstüne doğru herkesi bir ‘piyasa’ heyecanı alırdı.  Saçlar yıkanır, bildiğımız ütüyle ütülenerek düzeltilir, ve Etiler, Bebek Bağdat Caddesi gibi yerlere gidilir, araba ile binbir tur atmaya çıkılırdı. Anadol, Şahin, Doğan, Renault 12 ya da Broadway marka bir araçta son ses populer pop şarkıları eşliğinde 20 km hızla yolun en sağından etraftaki kızları keserek ilerlenirdi. Tabiki burada ki en önemli unsur Pionner Müzik setinin araçta olması idi.

Kaset Kapakları İçindeki Broşürleri Okumak :

Aldığımız kasetlerin içindeki broşürlerde resimleri inceler şarkının sözlerini tekrar tekrar okuyup sözleri ezberlemeye çalışır, kaset bozulana kadar son ses saatlerce dinleyerek şarkılara eşlik ederdik. Albümde kimlerin bestesi var vokallerde kim var hepsini okurduk.

Kadınlar Tuvaleti Kapısında Bekleyen Erkek :

Hem kıskanç olup, hem de sevgiliyle gece bir yere gitme gafleti göstermiş delikanlının, sanki bulundukları yerden tuvalete kadar olan mesafede kızın başına bir şey gelebilecekmiş gibi, sevgilisine tuvalete kadar eslik etmesi. 2000 sonrası garipsenen bu davranış eskiden bir nezaket gösterisi idi. Bundan şikayet eden kız arkadaşımız olmadığı gibi kapı önünde bekleyenler sigara çakmak alışverişi ile yeni dostluklar da kurmuşlardır.

Harfiyat veya inşaat izleme :

Saatlerce ekskavator ve kepcenin ahenkli hareketlerini izleyerek hipnotize oluş gibi inşşat veya harfiyat çalışması izleyen gruplar olurdu. Gerçi bunu gerçekleştirenler genelde belli bir yaş üstü işsiz veya emekli takımından adamlar olduğu için kendilerini geliştirmeden, düşünmeden bir şeyler öğrenmeden yapılabilecek bir ”aktivite” olduğu düşünüebilir. Ama eskiden bina yıkım teknikleri ve ekipmanları gelişmediği dönemlerde özellikle eski binanın tamamen insan gücü ile ve sadece balyoz yardımı ile yıkımını izleyenlere sık rastlanırdı.

Araba Kadranı izleme :

Ergenliğimizdeki klasiklerden biriydi. Yeni bir spor araba ya da motosiklet mahalleye gelmişse hemen cam önünde toplanılır kadran incelenir ve sorması kaçınılmaz olan soru “bu araba kaç basıyor” sorusu biri tarafından sorulur, meraktan cama yapışıp kadrana bakılırdı. Sanki her araba oradaki hıza çıkıyormuş gibi arabalar kıyaslanırdı.

Merdesin Yıldızından Kolye Yapmak :

Bir rivayete göre yıldızın yukarı bakan ucu havayı, aşağı bakan uçlaları ise toprak ve suyu temsil etmekteymiş. Bir başka rivayete göre ise mercedesin havada, karada ve denizde bir numara olduğu anlamına geldiğini anlatan ve ön kaportada bulunan bu yıldız o zamanki arabalardan sökülüp evlerde veya demircilerde usta bir işçilikle kolye haline getirilip 70 lerin asi ve özgür gençlerinin boyunlarında kolye haline getirilirdi. Orjinali gerçekten pahalı olduğundan yeni modellerde kaportaya yapışık olarak üretilmeye başlandı.

Düğün Arabasında Kaputa Oyuncak Bebek Koymak :

Eskilerde gelin arabalarının önüne oyuncak gelin bebek koyulurdu, bir asır önceden gelen bir gelenek sonucudur, derler ki ‘gelin ve damat  kendilerini ilk yolculuklarına yani geleceğe taşıyan arabanın önüne bebek koyarlarsa gelinin nice sağlıklı çocuğu olur’…  Çokta hoş olurdu… 

Yerde Gördüğü Ekmeği Öpüp Başa Koymak :

Yolda bir ekmek parçası yada kırıntısı görsek; onu hemen yerden alır üç kere öpüp başımıza koyar, o ekmek parçasını sonra kenara koyardık. Yıllar geçtikçe binlerce ton ekmeğin her gün çöplere atıldığını oysa ülkemizde ve dünyada milyonlarca açlık sınırında yaşayan insanın olduğunu bilmek ve Buğdayın ekmek oluncaya kadar ki sürecini düşündüğümüzde nimete saygıyı daha iyi anladık.

Sokakta Araba Yıkamak :

Genelde akşam yemeği öncesi spor olsun diye araba yıkamaya karar verilir, harcayacak zaman olduğundan temizlik malzemeleri alınır ,hortum çıkarılır ve sokak işgal edilir. Tabii bir de iş bölümü çok önemlidir. “Sen arabayı sünger ile sil ben hortum ile su tutayım.” denmesiyle oluşan manzara görülmeye değerdir. Çocuklar daha sonra eğlencesini bulur ve hortumla oynamaya başlar.

Bizim Gözümüzde Yabancı :

Bütün kara tenli insanlara “arap”, bütün çekik gözlülere “japon” denirdi. Türkçe konuşan çekik gözlü insanlara da “tatar” denirdi.

O Zamanlardaki Tedavi Yöntemleri :


Güneş kremi yerine kokakola sürülürdü.Güneşte çok yanıldıysa yoğurt sürülürdü. Soba yada benzeri birşeyle yanık oluşursa “İpana” sürülürdü.