Anıların baş köşesinde duran kıymetli bir dost… Dost diyoruz çünkü radyolu günleri hatırlayıp da içine özlem düşmeyen, “Ne güzel günlerdi” diye iç geçirmeyen, o güven veren sesi duyar gibi olmayan yoktur. Radyonun toplum hayatına girmesi ve evlerde kendine yer bulmaya başlaması ile bu önemli, birçokları için büyüleyici aracın ev içinde nerede konumlandırıldığı da radyoya verilen değer açısından önemli bir veridir. Mekân ve gündelik hayat bağlantısını kurarken radyonun nerede durduğu önemlidir.

Süslenen Radyolar
Teknolojik bir iletişim aracı olan radyoya, Türklerin sanatsal yönünü simgelercesine dantellerle süslenerek, üzerlerine minik biblolar konularak bir anlamda yerel bir nitelik de kazandırılmıştır. Türkiye’deki kadınların temizlik alışkanlığının radyo üzerinde de kendisini gösterdiği görülmektedir. Dinleneceği saatlerde bu örtüler kaldırılır, ibadet edercesine bir sessizlik içinde radyonun başına geçilirdi.
Radyo Macerası Cızırtı ile Başlardı
Yayın saati başlar başlamaz düğmesi kıvrılıyor. Kısa dalga uzun dalga ne ifade ediyor, pek bilinmiyor ama cızırtı vazgeçilmezdi. Kaç kuşak radyo başında ince ayar çekerek o ünlü cızırtıyı giderme uzmanı olarak büyüdü. Hatta kimi uyanık satıcıların "Bu cızırtı yapmıyor" diyerek sattığı radyo olmadı mı sanıyorsunuz? Oysa bu cızırtı o ünlü kısa dalganın alametifarikasıydı. Kısa dalga sayesinde çok uzaklardan Pekin'den, Moskova'dan sesler duyabildik.


Şarkı tutmak...
Kadınlar iş yaparken evde radyo hep açık olurdu. Radyo pek susmazdı. Bir tek ezan okunurken radyonun sesi kısılırdı. Gençler radyodan şarkı ve türkü tutarlardı. Şarkı anonsu yapılmadan önce “Bu şarkı da benim olsun” derlerdi. Tutulan şarkının sözleri geleceğe ait durumlarını bildiren bir nevi fal olurdu. Sonra da şarkının sözüne göre yorum yapılırdı. “Şarkı, tam üstüme çıktı. Gerçekten de bir bahar akşamı rastlamıştım.” Eğer sözler beğenilmezse “Bu olmadı. Bundan sonraki benim olsun” denirdi.
Radyo Mecmuasıda vardı
Radyo Haftası bu alanda yayımlanan ilk magazin dergisiydi. İlanlarında "Türkiye'de radyosu olan 271 bin 776 evin mecmuası” yazıyordu. İçeriğinde, "Ankara ve İstanbul Radyoları'nın bir haftalık programları, radyoda sesini dinlediklerinizin en güzel resimleri" düzenli olarak yer alacaktı. 27 Mayıs 1950'de, Müzeyyen Senar kapaklı ilk sayısında, "Her evin radyosu üstünde bir hafta saklanacak olan mecmua" sloganını da kullanıyordu. işte o dergiler..devam


Darbelerin İlk Adresi.
Radyo, adeta iktidar mührünün saklandığı yerdi. İktidarı ele geçirmek isteyenler, önce radyo evini işgal ederdi. 27 Mayıs sabahı, radyodaki “Bir kardeş kavgasına meydan vermemek için Türk Silahlı Kuvvetleri idareye el koymuştur” sesi ile uyanmıştık. Devlet radyosu, her devirde iktidarın sesi oldu.
Mühür Kimdeyse...
Evin en büyüğü ya dedelerdi, Yada babaların tekelindeydi radyoların yönetimi. Radyonun başında onlar durur ne dinleneceğine onlar karar verirdi. Radyonun sesi biraz daha açılsın ve ya kısılsın karar hep onlarındı. 'Günaydın sayın dinleyicileriniz şimdi yurttan sesler korosundan türküler programına başlıyoruz' evet genelde büyüklerimiz Türküleri dinlemeyi severlerdi.


Unutulmayan Anonslar
"Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi'nde yatan bir hasta için .... grubu kana ihtiyaç vardır" ya da "Dikkat kan aranıyor. Kanı değiştirilecek bir hasta için ... grubu kana ihtiyaç vardır. Kan verecek vatandaşların ... hastanesine başvurması rica olunur" gibi kan anonsları radyolarda oldukça sık duyulurdu
Radyo Günlerinde Seçim
Bugün olduğu gibi o yıllarda da seçimler öncesi partiler 10’ar dakikalık propaganda konuşmaları yaparlardı.Bu konuşmalardan en unutulmazı hiç şüphesiz Can Yücel’in 1965 seçimleri öncesinde radyoda yaptığı Türkiye İşçi Partisi propaganda konuşmasıydı. Siyasette şairin- sanatçının yaratabileceği farkı açıkça ortaya koyan bir metni okudu Can Yücel.


Alaturka mı, Alafranga mı?
Cumhuriyetin hemen her döneminde kamuoyunda önemli yankılar yapmış olan bir tartışma konusu vardır:
“ Müzikte alaturka mı, alafranga mı?” Sonraki deyimlerle “ Türk müziği mi? Batı müziği mi?”. Radyodada frekans ayarı yapılırken en önemli tartıma konusu buydu.

Çocukluğumuzdaki Radyo Merakı
Çocukların radyo ile ilişkisi bu bağlamda ilginçtir. Araştırma kapsamında görüşmelerde ve okunan anılarda özellikle erkek çocukların radyonun içindekini merak ettikleri ve bazılarının da cesaret ederek radyoyu açtıkları öğrenilmiştir.
