Yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat ” çok sık söylenen bir cümleydi. Ne yediğimiz, ne içtiğimiz, nasıl giyindiğimiz ve bugün çoğu unutulmuş alışkanlıklarımız, yaşadığımız dönemin şartlarıyla biçimlenirdi. Mahalle bakkalından alınan gazozdan evde hazırlanan kışlıklara; fileyle yapılan alışverişten mevsiminde yenilen sebze ve meyvelere, terzide diktirilen kıyafetlerden bir anda bütün gençliği etkileyen moda akımlarına kadar hayatın kendine özgü bir ritmi vardı. Bazıları kayboldu, bazıları biçim değiştirdi, bazıları ise bugün yeniden hayatımıza dönüyor.
Simitten sokak lezzetlerine, ev yemeklerinden mevsimlik sebze ve meyvelere; kasaptan, manavdan ve pazardan soframıza gelenleri hatırlıyoruz.
Detaylara Git →
Gazozdan meyve suyuna, çaydan kahveye; Oralet’ten sahlebe, mahalle bakkalından alınan şişelerden evimize gelen damacana sularına… Bir dönemin alışkanlıklarını hatırlıyoruz.
Detaylara Git →
İspanyol paçadan kot pantolonlara, mini eteklerden vatkalı ceketlere; saçlardan ayakkabılara, renklerden kumaşlara… Bir dönemin moda akımlarını hatırlıyoruz.
Detaylara Git →
Bugün bize tuhaf gelen pek çok şey, Arabayı yıkamaktan minibüslerde sıkışma, evde yün sarmaktan ekmek kuyruğuna kadar günlük hayatın kendine özgü alışkanlıkları vardı.
Detaylara Git →