İzlediğimiz Yerli Filmler :

Yılda yüzlerce filmin çekildiği, şehir merkezlerinden taşraya dek sinema salonlarının her kentte açıldığı, ailece ve toplu olarak sinemaya gidildiği, Türkân Şoray, Hülya Koçyiğit, Kadir İnanır gibi yıldız oyuncuların setten sete koştuğu ve çoğunlukla melodramların perdeleri kapladığı 1960-1980 arası Türkiye’sin de büyüdük biz.

Türk sinemasının siyah beyaz filmleri….

1950’li yıllardan itibaren düzenli bir artışa geçen siyah beyaz yerli film üretimi, seyircinin artan talebi karşısında 1963 yılında çekilen ilk renkli filme kadar işine devam etmiştir. Tüketimi özendiren hizmetçili, lüks otomobilli, büyük konaklarda ya da lüks apartman dairelerinde geçen varlıklı yaşam biçimlerinin güzel ve yakışıklı karakterler üzerinden anlatıldığı filmler bu dönemde çok yaygınlaştı. Erkekler için uzun bar, pavyon sahneleri ve göbek dansları, kadınlar ve genç kızlar için platonik aşk sahneleri, çocuklar için, komik aşçı ve hizmetçilerin düştükleri gülünç sahneler aynı filmde art arda yerleştirilirdi. İşte ağırlıklı olarak siyah beyaz çekilen o filmler……devam

Yeşilçam “sineması….

Sinemanın büyük yatırım gerektirmeyen bir kazanç kapısı olduğunu gören yatırımcılar Yeşilçam Sokağı ve çevresine film şirketleri doldurdular. Sanat birikimi veya kaygısı olmayan yapımcılar el yordamıyla çekilen bir sinemanın ortaya çıkmasını sağladılar. Bu tür filmlerde, minare, ezan, mevlüt, mezarlık gibi dinsel öğeler, zengin kız-fakir erkek, kötü yola düşenler, namus cinayetleri, aldatılan eşler filmlerin yaygın öğeleri oldu. …….… devam

Türk Sinemasının Klasikleri ve Ödüllü Filmleri…

1960-1965 arasında Türk Sineması’nda ilk kez toplumun sorunlarını perdeye yansıtmaya çalışan bir dizi film çekildi. ‘Toplumsal Gerçekçi’ olarak adlandırılan bu filmler her ne kadar sayısal olarak bir akım oluşturacak kadar çok olmasa ve Yeşilçam’ın anlatım dilinden kökten bir ayrılık göstermese de sinemanın eğlencenin ötesinde, gerçek sorunlar üzerine de kafa yoran bir araç olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Türk sinemasında Toplumsal Gerçekçiliğin” ilk örneği olarak kabul edilen Metin Erksan’ın Gecelerin Ötesi (1960) filmidir. ‘Demokrat Partinin sloganlarından biri olan ‘Her mahallede bir milyoner yetiştireceğiz’ sözüne karşılık olarak bu filmi yapmış ve “Sen her mahallede bir milyoner yaratırsan karşısında onlarca hırsız ve çete olur” demiştir. Metin Erksan “Yılanların Öcü, Susuz Yaz ve Kuyu” dan oluşan bu üçlemede insanın önemli dürtülerini, güdülerini, duygularını, aşkı, tutkuyu, şiddeti, sahip olma duygusunu, mülkiyet sorunsalı üzerinden yalın ve etkileyici bir sinema diliyle işler. işte Altın Portakal Ödülleri sahibi filmler. devam

Yeşilçam’ın “Masal ” filmleri….

Sinemada asıl masal filmleri furyasının 1970 yılında gösterime giren Zeynep Değirmencioğlu’nun oynadığı Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler isimli filmle başladığını söyleyebiliriz. Walt Disney çizgi roman uyarlaması olan bu film Türk sinemasında ödül alan ilk masal filmi olmuştu. Masal filmleri 1970-1972 arasında rekor sayıda çevrilmiş bizlerinde ilk okul çağlarına denk gelmeside bizim şansımız olmuştur. Genelde Batı dünyasının masallarından oluşan filmler sık sık aile ile sinemaya gitmemize ve hafta sonlarımızın renklenmesine vesile olmuştur... devam

Türk Sinemasının Kahramanları..

Tamamen yerli kahramanlardan uyarlanan tarihsel fantazi filmleri en önemli damarını oluşturur bu furyanın. Her şey belki de Karaoğlan’la başlar. İlk Karaoğlan filmi Karaoğlan – Altaydan Gelen Yiğit’tir. 19 Mayıs 1965 günü Akşam gazetesinde “Karaoğlan’ı beyazperdede canlandıracak bir genç aranıyor” başlıklı ilanla duyurulan yarışmayı Kartal Tibet kazanır. Kartal Tibet çizgi romanın yaratıcısı ve sonrasında sinemaya uyarlayan Suat Yalaz’ın düşündüğü oyuncudur. Suat Yalaz’ın kapısını çalanlar arasında o yılların romantik jönü Cüneyt Arkın da vardır. Suat Yalaz “senden Karaoğlan” olmaz diye geri çevirir Cüneyt Arkın’ı. Ve bu olay Cüneyt Arkın’ın dolayısıyla Battal Gazi ve Karamurat’ın doğumuna neden olur…....devam

Türk Sinemasında Yok Artık Dedirten “Western” Filmleri…

Amerika’dan başlayıp İtalya’ya uzanan ve giderek tüm dünya seyircisini etkileyen kovboy filmlerine Türk sineması da 1963’ten 2017’ye kadar çekilen 62 filmle katkıda bulunur.

İlk kovboylarımız Ahmet Sert ve Orhan Yıldız’dan sonra, Ayhan Işık’tan Ahmet Mekin’e, Tamer Yiğit’ten Kartal Tibet’e, Yılmaz Güney’den Tarık Akan’a, Kadir İnanır’dan Fikret Hakan’a ve Cüneyt Arkın’a dek birçok ünlü yıldızımız beyazperdede kovboyculuk oynamıştır…..devam

Taklitçi Türk sineması (Turkeywood) filmleri…

70 li yıllarda çok sayıda film çekilmeye başlanması konu sıkıntısına da yol açmış, bunu aşmak için ya popüler yabancı filmler Türkiye ortamına uyarlanmış ya da çok satan piyasa romanlarından sinemaya uyarlamalar yapılmıştır. Türk sinema tarihinde ‘yitik ya da karanlık yıllar’ olarak adlandırılan 1974 ile 1978 yılları arasında ortaya çıkan bir furya idi bu. Yıllar sonra bu filmler özellikle yurt dışına satıldı ve meraklıları bu filmlere Bollywood’a gönderme yaparak Turkeywood adını verdiler. Drakula filminde sis efektinin 40-50 kişilik set ekibinin topluca sigara içip üflemesiyle yapılması, Tsssst, pıssst gibi doğrudan ağızdan çıkma seslerle açılan elektronik kapılar gibi unutulmaz sahneler ile bu ünvan sonuna kadar hak edilmiştir……devam

Türk sinemasında “O Biçim Filmler” dönemi…

 1970’lerde ilk örnekleri görülmeye başlayan 1980’lerde ise özellikle kadın temalı filmlerde ortaya çıkan cinsellik sinemanın ana temalarından biri olmuştu. Sokaklardaki çatışmalardan dolayı ailenin sinemadan çekilmesi ekonomik olarak sinemayı zora sokmuş, çoğu sinema salonu kapanmış, kalanların çoğu da seks filmleriyle ayakta kalmıştır. Ağırlığı tiyatrocu erkeklerden oluşan oyuncular, aç kalmamak için istemeye istemeye de olsa bu furyaya dahil olmuşlardı. Furya kendi yıldızlarını yaratmakta gecikmedi. Örneğin Zerrin Egeliler 1979’da bir yılda çevirdiği 37 filmle dünya rekorunu kırdı. Çekilen bu komik isimli erotik filmler sinema sektörünü bu dönemde, bu filmlere gelen bir avuç izleyiciyle ayakta tutmuşlardır. İşte o dönemin filmleri…..(Film Adı sırasına göre)

O biçim filmler …….A – devam   O biçim filmler …….…B – devam

O biçim filmler …..C-D – devam O biçim filmler …E-F-G…devam

O biçim filmler …H-İ-J…devam O biçim filmler ……….K…devam

O biçim filmler L-M-N-O.devam O biçim filmler…..P-R-S…devam

O biçim filmler ……Ş-T-…devam O biçim filmler U-V-Y-Z…devam

Türk sinemasında “Komedi Filmleri” her dönem revaçtaydı…

 Kafayı dağıtmak için film açmak istediğimiz zamanlarda genellikle komedi filmleri izlemeyi tercih ederdik. Bizim dönemimizde ya Kemal Sunal filmleri gibi ana karakterin komik olduğu filmler yada tiyatronun bir çok komedi ustasını bir senaryoda toplayarak çevrilmiş filmler vardı. Bu filmler o kadar büyük gişe yapmışlardı ki hala 2000 li yıllarda televizyon ekranlarında defalarca oynatılarak yeni nesiller tarafından bile bilinmesine şaşmamak gerekiyor. İşte o bizim dönemin komedi filmleri….devam

Yıllar geçsede Eskimeyen “KEMAL SUNAL” Filmleri…

 Kemal Sunal denince aklımızda birçok filminin canlandığına eminim.
Daha çok küçükken tanıştığımız sanatçı Kemal Sunal, aslında filmlerinde genel olarak bizlere o dönemin siyasi koşulları konusunda pek çok aktarımda bulunmuştur. Faşo Ağa filminde ağalık sistemini eleştirirken,100 Numaralı Adam filminde, hiçbir işi beceremeyen, çevresi tarafından dışlanan bir adam olarak karşımıza çıkmıştı. Filmin başlarında babasının bile dışladığı bir adam olan Şaban karakteri, filmin devamında bir reklam şirketinde işe başlayıp başarılı bir reklam yüzü olmuş ve halkın sevgisini kazanmıştır. . …devam

Türk sinemasında “Şarkıcı Filmleri”…

1960 ların başlarında şarkıları seslendiren şarkıcının adı afişe girmiş, bu da insanları salonlara çeken etkenlerden biri haline gelmiştir. Artık dönem “şarkılı filmler” dönemidir ve filmde şarkıya giderek artan ilgi bunun “şarkıcılı filmler” dönemine evrileceğinin habercisidir. “Şarkıcılı filmler” dönemi 1960 yılında “Taş Bebek” ile başlar ve bildiğimiz ilk film şarkıcısı Gönül Yazar olur. Filmlerin ekseriyetle şarkıdan oluşması, şarkılı sahnelerin filmden bağımsız ve klip mantığıyla çekilmesi, sanki bir konser izlermiş gibi belli aralıklarla filme yerleştirilmesi beraberinde yeni bir dönemi getirir….devam

Şarkılı,Şarkıcılı Filmler……..Genel Başlıklar………………. Devam 1

Şarkılı,Şarkıcılı Filmler……..Sanat Müziği Şarkıcıları…..Devam 2

Şarkılı,Şarkıcılı Filmler……..Halk Müziği Şarkıcıları…… Devam 3

Şarkılı,Şarkıcılı Filmler……..Arabesk Müzik Erkekler…. Devam 4

Şarkılı,Şarkıcılı Filmler……..Arabesk Müzik Kadınlar…. Devam 5

Şarkılı,Şarkıcılı Filmler……..Taverna Müziği Şarkıcıları.Devam 6

Şarkılı,Şarkıcılı Filmler……..Pop Müzik Şarkıcıları…….. Devam 7

Şarkılı,Şarkıcılı Filmler……..Çocuk Şarkıcılar…………….. Devam 8

Şarkılara Özel Yapılmış Filmler…………………………………Devam 9

   Çocuklara Uzaydan Bir Arkadaş Geldi, Badi bu film gibi diğer afişler ve bugünkü heykeller.  



Ulusal Sinema Akımı Türk sinemasının, Türk toplumunun kültür, tarih ve geleneksel sanatlarına dayanması gerektiğini dile getirir. Bu akımın örnekleri : Halit Refiğ’in Haremde Dört
Kadın (1965), Bir Türke Gönül Verdim (1969), Fatma Bacı (1972); Metin Erksan’ın
Sevmek Zamanı (1966), Kuyu (1969); Duygu Sağıroğlu’nun Ben Öldükçe Yaşarım
(1965), Vatan ve Namık Kemal (1969); Atıf Yılmaz’ın Yedi Kocalı Hürmüz (1971), Kozanoğlu (1967), Köroğlu (1968); Lütfi Ö. Akad’ın Kızılırmak Karakoyun (1967),
Irmak (1972), Gökçe Çiçek (1973) (Coşkun, 2009: 62).

Toplumsal Gerçekçilik Akımı “Yeşilçam’ın anlatım dilinden farklı, ayrıksı bir derinlik yakalayamasa da, sinemanın eğlence dışında, gerçek sorunlar üzerine düşünce paylaşımını gerçekleştirebilen bir
araç olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.” Metin Erksan’ın mülkiyet meselesini işlediği ve 1964’te Berlin Film Festivali’nde büyük ödülü alan Susuz Yaz (1963), Ertem Göreç’in ilk kez grev-sendika-sömürü konusu ele aldığı Karanlıkta Uyananlar (1964) ve petrolün millileştirilmesini konu edinen Atıf Yılmaz’ın Toprağın Kanı (1966), filmleri Toplumsal Gerçekçi filmlerin ilk akla
gelenleridir . Bunlar dışında Metin Erksan’ın Gecelerin Ötesi (1960), Yılanların Öcü (1962), Acı Hayat (1963); Atıf Yılmaz’ın Dolandırıcılar Şahı (1961), Yarın Bizimdir (1963), Murat’ın Türküsü (1965); Halit Refiğ’in Şehirdeki Yabancı (1963), Şafak Bekçileri (1963), Gurbet Kuşları (1964); Ertem Göreç’in Otobüs Yolcuları (1961) ve Duygu Sağıroğlu’nun Bitmeyen Yol filmleri de bu akım
çerçevesinde değerlendirilir.

Toplumsal Gerçekçi Akım’ın dağılmasından sonra Devrimci Sinema
söyleminin güçlenmeye başladığı görülür.