Özal döneminde dışa açılan Türkiye ekonomisinde, “hayali ihracat” sermayeye devlet tarafından büyük bir kaynağın aktarılması anlamına geldi. 1980’li yılların ikinci yarısında Türkiye’nin yaptığı ihracatın üçte ikisinin hayali olduğunu bizzat TBMM Araştırma Komisyonları Raporları tespit etmişti. 1983-1991 yıllarında 256 ayrı şirketin ismi hayali ihracata karıştı. Turgut Özal, bu dönemde “hayali ihracat” mekanizmasını sağlama almak için devletin ilgili kurumlarına güvendiği isimleri atamıştı. 1984 yılında DPT Müsteşarlığı’na küçük kardeşi Yusuf Bozkurt Özal’ı getirdi.
Özal “Benim memurum işini bilir” sözü de, devlet görevlilerinin yolsuzluk mekanizmasına katılmalarını adeta teşvik ediyordu.

Yahya Demirel :
Yahya Demirel’in Türkiye gündeminde birincisi sırayı oturması 1975’te karıştığı hayali ihracat olayı oldu. Mobilya ihracatı yapanlara verilen yüzde 75 vergi iadesini kötüye kullanan dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel bu sayede haksız kazanç elde etti. Demirel’in, 1975 yılında 20 milyon lira para kazandığı ortaya çıktı. Yeğen Demirel’in henüz 25 yaşında elde ettiği bu kazancın sırrı çok geçmeden anlaşıldı. Yahya Demirel’in ceviz yatak odası diye ihraç ettiği ürünlerin sunta parçaları olduğu ortaya çıktı. Hatta mobilyaları ihraç ettiğini beyan ettiği İsviçre firmasının da gerçekte olmadığı anlaşıldı.

Hasbi Menteşoğlu :
Hasbi Menteşoğlu, nam-ı diğer salyangoz kralı. 1980’li yıllarda kurbağa ve salyangoz ihracatı ile adını duyurdu. Hasbi Menteşoğlu, bu işin haricinde tatil köyü, sera, gömlek, salça, un, nişasta, glikoz, fındık, yağ fabrikaları gibi birçok alanda Menteşoğlu Holding kanalıyla iş yapmaktaydı. Binlerce insana istihdam sağlayan 40’dan fazla işletmeye sahipti. 1987 yılında Kırkpınar Ağası seçildikten sonra kamuoyunda “Hasbi Ağa” adıyla anılmaya başlandı. 1984-1989 yılları arasında Samsunspor Kulübü Başkanlığı’nı da yapan Hasbi Menteşoğlu 1990 yılında “hayali ihracat” yaptığı ve “vergi kaçırdığı” iddiasıyla soruşturma geçirdi. Bir hafta içinde 30 bin kişinin çalıştığı 43 fabrikası kapatıldı. Zamanla tüm işletmelerine el konduktan sonra iflas eden Menteşoğlu ise gözlerden uzak bir şekilde yaşamına devam etmiş, 27 Şubat 2002 tarihinde solunum yetmezliğinden yaşamını yitirmiştir.

Turan Çevik :
1980’li yıllarda Malatyaspor Başkanlığı yapan Turan Çevik, 1988’de Antalya Kalkan’da yaptığı “hayali ihracat” ile gündeme geldi. Bu operasyonun ardından Doğu ve Güneydoğu gümrüklerinde yapılan pek çok hayali ihracat soruşturuldu. Yargıtay hayali ihracata ‘toplu kaçakçılık’ maddesinin uygulanmasını onayarak ağır hapis cezalarının yolunu açtı. Şubat 1990’da Yunanistan’da uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 14 ay tutuklu kaldıktan sonra Türkiye’ye “şartlı” iade edildi. Mart 2001’de ise ‘uyuşturucu kullandığı’ gerekçesiyle yargılandı. 80’lerin sonunda baskanligini yaptığı Malatyaspora, brezilya’nin eski yildizlari Carlos Serginho ve Eder’i getirtmisti.

Kemal Horzum :
Emlak Bankası’nı 90 milyon dolar dolandıran Kemal Horzum, Türkiye’nin ilk banka hortumcusu olarak biliniyor. 1985 yılında İsviçre’ye kaçan Horzum, Ahmet Mahmut Ünlü’nün babası Yusuf Ünlü’nün yanısıra Yahya Murat Demirel ve Abuzer Uğurlu gibi isimlerle yakın arkadaştı. Horzum, Yusuf Ünlü ile Yıldız Su Sanayi A.Ş.’de de ortaktı. İsviçre’nin Cenevre kentine yerleşen Horzum, orada da boş durmaz,kolları sıvarlar ve Türkiye’deki bazı garibanlarla, mezarlıklardaki mezar taşlarına yazılmış isimler üzerine kurdukları şirketlerle hayali ihracat yapmaya başlar. Horzum, Emlak ve Kredi Bankası’nı dolandırırken arkasını dayadığı siyasetçi, bürokrat ve mafya babalarından oluşan “lobi”yle ilişkisini İsviçre’de sürdürür. Ve bir süre sonra Kemal Horzum yakalanarak Türkiye’ye gönderilir.

Orhan Aslıtürk :
Orhan Aslıtürk’ün adı ilk olarak, dönemin Şişli Belediye Başkanı Gülay Çokay ile 26 Eylül 1997’de evlenince duyuldu. 1985’te Oras Şirketler Grubu adına hayali ihracat yaparak devletten haksız vergi iadesi aldığı öne sürüldü. Sahibi olduğu Ebas Tekstil için Birleşik Yatırım Bankası’ndan aldığı teminat mektuplarını amacına aykırı olarak tahsil ederken dolandırıcılık suçlamasıyla yargılandı, beraat etti. Gülay Aslıtürk tarafından Çatı Teknoloji Vadisi adıyla Ayazağa’da oluşturulan 5 bin dönümlük alan içinde Orhan Aslıtürk’e ait 44 dönümlük arsayı usulsüz yollarla toprak dökümü yaptırılarak 60 milyar liralık haksız kazanç sağlandığı ileri sürüldü. Şişli Belediyesi’nde yolsuzluk yaptığı iddialarıyla gündeme gelen eşi Gülay Çokay ile 1998’de özel uçağıyla yurt dışına kaçtı. Gülay Çokay bir daha Türkiye’ye dönmedi. Aslıtürk ise döndü ve 6 Eylül 1998’de ‘yasa dışı yollardan yurt dışına para kaçıracağı’ iddiasıyla gözaltına alındı.
