
70lerde, doğum günleri, hamburgercide, yapılmazdı. zaten o zaman hamburgerci değil büfeler vardı. taksim’deki kristal büfe’de bir çocuk doğum günü yapmak ne kadar komik olurdu kimbilir?
menüde, ‘’büyük seçim’’yerine, yengen ve ayran olurdu. doğum günlerinde ayrıca garip kıyafetler giymiş, garip sesler çıkaran, çocukların orasını burasını boyayan insanlar da yoktu. biz zaten çok eğlenirdik neden eğlendirilelim ki?
çocuklara zırt pırt oyuncak alınamadığı için, çocuklar doğum günlerini sabırsızlıkla beklerlerdi. en güzel oyuncaklar yine yurtdışından gelir, oyuncakçılardaki yerli oyuncaklar çabuk bozulurdu. bu nedenle, biz çocuklar, herşeyden oyuncak yapardık. kaldırım kenarı çamuru, gazoz kapağı, karton kutular, kuş tüyleri, çiçek, yaprak...
doğum günlerinin en sevmediğin yanı pastalardı. pastadaki mumları üflemeyi severdim ama o pastayı yemeği sevmezdim. ağır krema, çukulata, fıstık...
bugün olduğu gibi pastalar, pastacıların yaratıcılıklarını sergiledikleri bir nesne değildi. ama, bazı çocuklar mutlaka severlerdi bu pastaları. belki de çok sık yemedikleri için.
oyunlar oynanır, koşuşup bir güzel terlenir, üstüne su, limonata içilir, hasta olunur, şarkılar söylenir, hediyeler açılır ve doğum günü sokağa taşardı. çocuklara zaten her gün bayram.
dogum gunlerine herkes kararlastirilan saatte giderdi. oncelikle sofraya oturup, yiyeceklere yumulunur, sonra da oyun ve eglence faslina gecilirdi. bugun artik telefonlarda bile bulunan fotograf makinalari her evde olmadigindan, bazi gosterisi seven aileler dogum gunune fotografci cagirip, resim cektirirlerdi. ayni sekilde kasetcalar da cok ender evde vardi. pikap ise cizilme riski nedeniyle, ebeveynlerin tekelinde bir aletti. o yuzden dogum gunlerinde anne, gunun populer 45'liklerini calan bir dj gibiydi.
bir önceki gün anne arkadaşları ve teyze hazırlıklara yardıma eve gelirdi. mutlaka limonata ve hatta frigo yapılırdı. bazı evlerde anneler doğumgününe gelecek tüm çocuklar için pazardan hediyeler alırdı. doğumgünü öncesindeki gece bu hediyeler baba tarafından paketlenir, numaralandırılırdı. doğumgününe gelen tüm çocuklara kapıda bir numara verilir, sonra da çekilişle çocuklar hediyelerine kavuşurdu. herkes pek bi mutlu olurdu.
ayrıca salonu bir gece önceden balonlar ve krapon kağıtlarıyla süslemek babanın işiydi. baba o gece ve doğumgünü sırasında mutlaka evde olurdu. Hafta içine gelen doğum günleri ctesi veya pazar gününe ertelenirdi.
dogum gunune genelde komsu cocuklari arti kuzenler gelirdi. okulda dogum gunu kutlamak diye bir olay yoktu. kuruyemis tabaklari, pat cipsler, ve kirk yilda bir alinan kola ile masa tamamlanirdi, catering icin anneanne veya eli yemege yatkin bir akraba kullanilirdi. dogum gunu hafta icine denk geldiyse okuldan eve gelindiginde evde anne, baba, anneanne, dede, hatta bir sene uzak bir kasabada oturan babaannenin bile olmasi, gelebilecek tum hediyeleri golgede birakirdi.

Dini Bayramlar (Ramazan ve Kurban Bayramları):
Günler öncesinden yapılan temizlikler, alınan bayramlık giysiler ve ayakkabılar, bayram sabahı kılınan namazın ardından yapılan büyük aile kahvaltıları, el öpme merasimleri, mendil içinde verilen harçlıklar veya şekerler; çocukların kapı kapı dolaşarak topladığı ikramlar ve mahalle genelindeki o benzersiz bayram coşkusu.

Milli Bayramlar (23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim, 30 Ağustos):
Okullarda haftalar öncesinden başlayan bando ve gösteri provaları, stadyumlarda veya okul bahçelerinde tüm mahallenin katılımıyla izlenen coşkulu törenler, pencerelere ve sokaklara asılan bayraklar; çocukların kalplerini dolduran gurur ve heyecan.

Yılbaşı Kutlamaları:
Tombala kartlarının masaya yayılması, TRT’nin o geceye özel hazırladığı zengin ve saatlerce süren eğlence programları (müzikaller, komedi skeçleri, dansöz gösterisi), kuruyemiş ve meyvelerle donatılan mütevazı yılbaşı sofraları, akrabaların veya komşuların bir evde toplandığı, geri sayımla girilen yeni yıl neşesi.

Hıdırellez Kültürü:
Baharın gelişini müjdeleyen, mahalleliyi açık havada, kırlarda ya da sokak aralarında buluşturan kutlamalar. Gül ağaçlarının dibine kağıtlara çizilerek bırakılan ya da taşlarla şekillendirilen dilekler (ev, araba, gelinlik), yakılan ateşlerin üzerinden dilek tutarak atlama geleneği ve hep birlikte yenilen piknik yemekleri.

Doğum Günleri:
Şimdiki gibi büyük organizasyon firmaları veya kafelerde değil; doğrudan evin salonunda, annelerin el emeğiyle yaptığı mozaik pastalar, kurabiyeler, kısırlar ve poğaçalar eşliğinde kutlanan, mahalledeki arkadaşların ve kuzenlerin bir araya geldiği, teypten çalınan müziklerle dans edilen samimi doğum günleri.

Söz, Nişan ve Düğünler :
Sokak aralarında, okul bahçelerinde veya mahalle düğün salonlarında yapılan, tüm mahallenin davetli sayıldığı merasimler. Evden gelin alma, Düğün konvoyları, uzun masalarda ikram edilen düğün yemekleri/pastaları ve orkestranın çaldığı oyun havalarıyla hep birlikte edilen danslar

Sünnet Düğünleri :
Sokak aralarında, okul bahçelerinde veya salonlarda yapılan, tüm mahallenin davetli sayıldığı merasimler. Sünnet çocuğunun süslenmiş bir arabayla (bazen üstü açık veya faytonla) şehirde gezdirilmesi, Salonda sünnet yatağının hazırlanması, ikramlar ve oyun havalarıyla hep birlikte edilen oynanan oyunlar..

Anneler Günü ve Babalar Günü :
Aile bağlarının ve saygının ön planda olduğu, çocukların günlerce sakladığı harçlıklarla ya da kendi elleriyle hazırladıkları resimler, şiirler ve küçük armağanlarla anne ve babalarına sürpriz yaptığı, aile içi sevginin paylaşıldığı özel sabahlar.

Mezuniyet Günleri: :
Okulların kapandığı, sokaklarda ellerinde takdir ve teşekkür belgeleriyle koşan çocukların sevinci; ailelerin çocuklarını sinemaya götürerek, dondurma ısmarlayarak ya da o dönemin gözde bir oyuncağını alarak ödüllendirdiği, mahallece paylaşılan bir gurur günü. En önemlisi Lise bitirme çayları..
