Ağzımıza Sakız Olmuş Laflar :

     Zaten herkesin en güzel en şık haliyle katıldığını düşünecek olursak partner bulabilmek için bulunmaz nimettir düğünler. Önce uzaktan hedef seçilir kesişme seansı başlar yüz bulacağı hissedildiği anda  bir dansa kaldırılır, veee tanışılır. Bu düğünlerin karışık olmasına da gerek yoktur aslında. Oğlan anneleri bu düğünlere gider ve biricik oğulları için kızları gözlerine kestirirler. Zaten görücü usulü için düğünlerden iyi ortam yoktu o günlerde. Kızının evlenmesini isteyen kız anneleri kızlarını allar pullar düğüne yollar, oğlan anneleri de oturur seçerdi. Sonuç itibariyle her düğünde en azından bir çöpçatanlık, bir hoşlanma, bir niyetlenme illa ki görülür, ve bazı düğünler yeni düğünlere vesile bile olabilirdi.

ilkokul ve ortaokul çağlarında başlardı bu heyecan. 13-14 yaşından küçükken düğüne gidileceğine çok sevinir, ‘yaşasın düğün var, güzel yemekler yiycez, pasta yiycez, oynıycaz’ diye göbek ata ata giderdik düğülere.

14-18 yaş aralığındayken özellikle genç kızlar anne-babayla zıtlaşma halindeydi, sivilceleri çıkmıştır, kendini beğenmemektedir, bi de üstüne üstlük ÖSS derdi vardır. Bütün bu nedenlerden dolayı düğüne gitme konusunda isteksiz olurlardı. Ama delikanlılar için kutsal mekanlardı düğün salonları. Karşı cinse karşı ilk hisler hep bu düğünler sayesinde olurdu. Kız babalarının ve abilerinin korkusu ile yapılacak ilk teşebbüsler ve cesaret gösterileri bu düğünlerin vazgeçilmezleri idi.

Kızlar annesi tarafından “senin düğününe kimse gelmeyecek!” denilerek kolundan çeke çeke götürülüyor da olabilir. Ama erkekler kesinlikle halaya girip o kızın eline, omuzuna tutunacam hevesiyle düğünlere katılırdı.

Kızlar şanssız veya cesaretsiz, birde etrafındakilerde de hayır yoksa çaresiz birbirleri ile dans ederlerdi

Oturduğunuz yerden bir hatunla göz göze gelip tatlı tatlı bakışmaya başladığınızı farzedelim…

kadınları etkilemek

Salonda sadece o varmış gibi bakmamalı, aranan Türk genci imajı verilmemelidir. Buradaki amaç, ”ben rağbet gören bir erkeğim, yemezsen yerler” dedirtebilmektir hatun kişisine. Ara sıra küçük oyunlara başvurulmalı ve hatun kişisi bir parça gıcık edilmelidir. Bu arada yanda oturan anne, hala, teyze gibi kişilere, bu hatunun kim olduğu sorulmalı ve bilgi toplanmalıdır..

Oynarken hatun kişisine sempati ve sertlik karışımı gözlerle bakılmalı ve beden dili kontrol edilmelidir. Eğer, hatun kişi tüm bedenini size doğru çevirmiş ve size tatlı tatlı bakıp oynamaya çalışıyorsa doğru yoldasınız demektir.

Ortamdaki müzik slow parçalara döndüğü ve ışıkların karardığı bir dans ortamında karşı karşıya kaldıysanız ve bakışları hala üzerinizdeyse, hiç tereddüt etmeden sarılın beline. ”bu dansı bana lütfeder misiniz” devirleri çoktan geçti. Hem de bu şekilde kendinize güveninizi gösterirsiniz. Ayrıca kızın anası-babası sizi seyredip, ”kim ulan bu denyo” dediğini de unutmayın. Tatsızlık çıkmasını engellemek için önceden tedbir alın ve annenizi onun annesiyle tanıştırıp muhabet kurmasını, evde toplanıp kısır-börek günü planlamasını sağlayın. Yoksa kızın babası ”genç, sen gel bi bakalım dışarı” demesin, vallahi madara olursunuz.

70 lerde düğün salonlarda yapılırdı ve bu salonların canlı müzik yapan orkestraları olurdu. Aslına göre hızlandırılmış ritimler, salonun içinde yankılanan ve kafa ağrıtmaktan başka bir işe yaramayan ses sistemleri olmaz, aletler elektronik ses çıkarmazdı.  

80 lerde orkestraların yerini piyanistler aldı. Mini bir sahneye orgları ile çıkan müzisyenler kendi repertuvarlarında olan şarkıları söyler, davetliler de eğlenirlerdi. O dönemlerde düğün sahipleri şarkı seçimi yapamazlardı. Davetliler müzisyene istek parça da bulunduğunda eğer müzisyen biliyorsa çalardı. 

Eskiden düğünlerde her zaman davetli sayısı, düğün sahibinin siparişinin çok üstünde olurdu. Mutlaka davetli sayısından fazla insan gelir, masa ve sandalye ilave yapmak durumunda kalınırdı. 

Bizden önceki dönemlerde düğün gelin alma ile başlardı. Bizim dönemimizde atın yerini tabiki araba almıştı. Ama araba markasında sınır vardı. O zamanın iyi arabaları şimdi ile mukayese edilemeyecek kadar mütevazi arabalar idi. Araba önceden süslenir ve arabanın önüne bebek konma devri de bizim çağımızda son bulmuştu.

Damat evinden gelin evine gider, gelin duvakla örtülür ve beline saflığını belirten kırmızı bir kurdele bağlanırdı .

Düğünlerde ikram konusu:

Beyaz gömlekli genç erkek garsonlar hızlı adımlarla masalar arasında dolaşırdı. Onlar omuzlarında taşıdıkları tepsilerden masalara sert ve hızlı bir şekilde ince uzun bardaklarda limonata, düz porselen tabaklarda birer dilim pata ve çerez tabağı bırakırlardı.

Bazı düğünlerde kuplarda dondurma dağıtıldığını görmek te mümkündü.